12 Haziran 2011 Pazar

Değerli Dostum, Ayhan Hocam Ziyaretime Geldi !


Ayhan hocam ile sanal alemde tanışmamız zannedersem 2007 yılında olmuştu. İlk önce msn de daha sonrada telofonda bayağı bir muhabbetimiz oldu. Baharda, mayıs ayının sonlarında Edirnemizin Lalapaşa ilçesine geliyor.

İlk önce karaçalı balını alıyor ardından da ayçiçek balını alıp Çanakkaleye pürene gidiyor. Çok çalışkan bir abimiz emekli öğretmen ve babadan arıcı. Geçtiğimiz yıl Tekirdağa kanolaya geldi, fakat bir takım olumsuzluklar yaşamıştı bir kaç tane arısını çalmışlardı morali bayağı bozuktu geçen yıl görüşememiştik.

Bu yıl 150 arı ile mayıs ayında karaçalıya geldi şu ana çalıdan bal geliyor.



Çok candan bir abimiz gezginci arıcılığı tam layıki ile yapıyor, Allah yardımcısı olsun bayağı bir sohbet etme imkanı bulduk...




Güle, güle abi yolun açık olsun inşallah her şey gönlüne göre olur umduğunu bulursun...


Joker... ailemize yeni katıldı hadi yine gelin , "horozuna kravat bağladığım kısa tüfekleri" size bir sürprizim var! ( inşallah köpeğide götürmezler) Çabucak sahiplendi çok ta şımarık...
Alaska kurdu imiş, bayağı bir cüsseli. İç işleri bakanı ile kavga ediyoruz; ekmek veya yemek artığı, makarna falan yemiyor tavuk yiyor, "hergele" ekmeğe alıştıramazsak yandı gülüm keten helva:=)


Yat ülen yat.


Kabak tarlası yani kabak çekirdeğinin üretildiği bitki kabak körpe iken çekirdek bağlamadan yemeği ve dolması güzel olur çiçeğinin de dolması oluyor.

Daha yeni çiçek açtı, kabak bitkisinin poleni ve nektarı boldur yakınımda bayağı bir ekili alan var.

Şu anda bitkiye arı çok rağbet ediyor.


Kabak çiçeği.



Arılar, çifter, çifter ziyaret ediyor.





Bu da meyvesi daha büyüyecek ve sararacak, olgunlaşacak, tohum bağlayacak ve hasat edilecek.Kabak çekirdeği üretmek bayağı zahmetli bir iş muhakkak sulanması lazım çapalanması lazım ve hasattan sonra tohumlar harmana serilip güneşte kurutulması lazım. Hizmeti çok olduğu için çiftçi fazla ekmiyor en fazla eken 20 dönüm falan ekiyor daha fazlası ile başa çıkmak çok zor çünkü işlemlerin çoğu el ile yapılıyor. Kabak tarlasının dönümü 100 ila 150 kg ürün veriyor.


Şeker pancarı tarlası. Yöremizde bayağı ekiliyor zannedersem aynı tarlaya 4 yılda bir ekiliyor daha önce izin vermiyorlar. Bu bitkininde verimi bizim buralarda toprak kuvvetli olduğu için dönümü 12 ton ürün verebiliyor.

6 Mayıs 2011 Cuma

Atık yağ brülörü


Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Ateş!


Geçtiğimiz yıl mum eritmek için yaptığım buhar kazanını çaldırdık.

Şu son 2-3 yıldır maşallah çok canımı yaktılar bir yakalasam katil olacağım!

Bu "şerrefli vatandaşlarımız" ne bulurlarsa götürüyorlar, yakalanıyorlar 2 gün sonra yine serbest kalıyorlar ne biçim iş anlamadım.

Sabah namazından önce, karga b...kunu yemeden kalkar bu "kısatüfekler" lastik tekerlekli talikalarla (at arabası) Edirne'nin dörtbir yanına dağılırlar...

Bir gün önceden gözlerine kestirdiklerini saniyeler içinde arabaya atıyorlar!

At arabası ile heryerde geziyorlar kimsede ne yapıyorsun demiyor, açılım yaptı Edirne'deki görevliler herhalde "kısatüfek açılımı" mı diyelim ne diyelim ben de anlamadım.

Geçen günde, evimin önünden kaş ile göz arasında çamaşır makinasına "kalk gidelim" demişler.

Dışarıya bir çıktım makina yok!

İçeriye seslendim;

-Hanıııım hadi gözün aydın bu günden itibaren spora başlıyorsun...

-Hayırdır bey, ne sporu?

-Makinayı almışlar da, çamaşır yıkama sporu diyorum...

Tüh Allah belarını versin inşallah !...

Hadi hayırlısı bakalım, hırsızlığında hayırlısımı olurmuş? olur, olur!..

Ahhh mor boyalı kazanım hangi yadelleresin acaba? Kimbilir nasıl gözünün yaşına bakmadan bir hurda fabrikasında sana kıyıp su gibi erittiler :=)

Geçen akşam Muhteşem abi ile msn de konuşuyoruz, neler yapıyorsun diye sordu bende, biraz mumum var onları eriteceğim hazırlık yapıyorum dedim oda, yav ne uğraşıyorsun mumları hırsıza götür o eritir mumlarını demezmi?

Pışşşık, sen bana akıl vereceğine buraya gelip de o mahalleye aile hekimi olsana...

Kim ne sevinir garibanlar be!

Malum, havalar ısınmaya başladı.

Geçen yıldan kalan mumlar var, eritmezsek ağkurtları bayram edecek.

Nasıl edeyim diye düşünürken aklıma, atık yağ yakan bir brülör yapmak geldi.

Hani yağ beleş ya, hem de zahmeti de yok ver fitili gitsin...

Kafamda ne yapacağımı tasarladıktan sonra sanayiye gittim malzemeleri ve 30 lt de atık yağ aldım.

İşleme başladım, belki birilerinin işine yarar diye de resimledim...

35 cm 100 lük (4") siyah, dikişli boru ve borunun altını kapamak içinde 6mm kalınlığında sac parçası.

Borunu bir tarafını sac parçasını kaynak yaparak kapattım...

Borunun etrafındaki fazla sac parçalarını keserek borunun çevresini temizledim.

1oo lük (4") borunun altında 6cm boşluk bırakarak bir delik deldim.

30cm uzunluğunda kestiğim 3/4" su borusnun bir tarafını açılı olarak kestim.

İki borunun deliklerini boşluk kalmayacak şekilde kaynağa hazırladım.

Kaynak işlemini yaptım..



Kaynak işleminin bitmiş hali.

Borunun içten görünüşü, 3/4" boru havanın gireceği borudur, brülör görevi görecek olan 4" boruya bu şekilde açılı girmesi lazım ki borunun içerisinde hava dönsün ve yakıt ile homojen bir karışım sağlansın ki düzgün, issiz bir yanma olsun.

Brülörün bitmiş hali.

Yana yapmış olduğum ilave yağın brülörün içine girmesi için yapılan düzenek.

1 1/2" borunun alt ucunu kapatıp dip kısmına yakın bir delik deldim bu deldiğim deliğe 1/2" boru kaynattım 1/2" borunun diğer ucunu da 4" borunun dip kısmına bir delik açıp kaynattım.

Yağ 1 1/2" borunun içine koyulacak buradan 1/2" boru vasıtası ile brülörün içine iletilecek.





Ve ilk denemeyi yaptık, artezyenden yani yeraltı kaynak suyundan almış aldığım bayağı bir soğuk suyu tenekeye doldurdum, brülörü ateşledim, 8-10 dk içinde su kaynadı petekleri ekledim ve erittim.

Şu an vaktim yoktu ileriye doğru bunun üzerine çok basit bir şekilde buhar kazanı yapmayı düşünüyorum çerçeveyi olduğu gibi koyup mumu eriteceğim.

İnşallah bir aksilik olmazsa onu da paylaşırım şimdilik bu kadar.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Karniol arısının çalışması da böyle oluyor...

Karniol Arısının Çalışması Da Böyle Oluyor...

Bu koloninin 14 çıta yavrusu var bu yıl daha bu gün açtım bu koloniyi.

Kışı, iki kat kuluçkalıkta ve ballığı da üzerinde olarak geçirdi.

Bakımda, koloninin oğula gitmemesi için bir kapalı yavrulu çerçevesini aldım, 8-9 çerçeve kapalı yavrulu çerçevesi var.

Koloni şu an 20 çerçevede ve ballıkta çalışıyor.

Arının çalışmasından gücü belli oluyor.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Matkap aşısı...



Uzun bir aradan sonra merhaba!

Uzun süredir yazmadım, üzerime bir tembellik çöktü hiç yazasım gelmedi.

Tembellik dedimse sadece yazmayı kastediyorum tabiki...

Aylak durmadık ama öyle yoğun bir çalışma içersinde değildim bizim buralarda havalar bir türlü ısınamadı gitti haliyle arılarla da fazla ilgilenemedik, bende bu vesile ile bahçede vakit geçirdim bir şeyler yapmaya çalıştım...

Yeni arılığımda meyve fidanı hiç yok bende fidan yetiştirip arılığa dikmeye karar verdim.

Civarımdan gördüğüm yabani meyve fidanları söktüm ve şubat ayından bu yana peyder pey aşıladım hemen hemen yapmış olduğum aşıların tümü tuttu yeşermeye başladılar.

Bu kış nette sörf yaparken aşılar ile ilgili yabancı kaynaklarda ve Türkçe kaynaklarda bayağı bir araştırma yaptım.

Meğer bilmediğim ne çok şey varmış ağaç aşılama konusunda, inşallah zamanı geldiğinde bunları paylaşmak istiyorum burada, belki birilerinin işine yarar.

Yabancı ülkeler doğaya çok önem veriyor, her ne kadar bizim de doğaya önem verdiğimiz söylensede ben inanmıyorum adamlar, meyve ağacı aşılama konusunda sayfalarca yazmışlar ve bir o kadarda görsel var yani hiç aşı bilmeyen bir kişi şayet merağı varsa çok kolay kendini yetiştirebilir bir sürü aşılama tekniğini en ince ayrıntısına kadar hiç üşenmeden yazmışlar bizde böyle bir kaynak bulmak imkansız, devletin elinde çiftçimizi, halkımızı eğitecek konuya bu kadar hakim olan eleman olmadığı kanaatı oluştu bende.

Özel sektörde muhakkak vardır ama onlarda bildiklerini kendilerine saklıyorlar galiba nedense; yurdum insanı bildiği bir şeyi bir başkasına aktarmak istemiyor bazı şeyleri aşmamız gerek...

Yalnız bizim kaynaklarda çok ilginç bir şeye rastladım 50 yıl önce vatandaşın biri dut ağacına üzüm (asma) aşılamış.

Dut ağacının bir dalını matkap ile delmiş ve o deliğin içinden asma fidanının dalını geçirmiş, dut ağacı da yarayı kapatıp asma fidanını sıkıştırınca asma fidanının kökünü kesmiş ve böylece asma fidanı dut ağacına aşılanmış olmuş.

Ben bu tekniği biraz daha zorlayarak daha farklı uyguladım ve galiba başardımda...

Çapı 7-8cm olan erik ağacının tepesini kestim ve yerden 50cm kadar yukardan yaklaşık 45 derecelik bir açı ile ağaca 2cm derinliğinde bir delik deldim.

Delmiş olduğum bu deliğe kiraz ağacından almış olduğum aşı kalemini (çeliğini)...

Ağaç bir takoz yardımı ile sıkıca çaktım, çakmış olduğum aşı kalemi ağacın içine 2cm kadar girdi.
Kalemin kabuğunu hiç soymadım kalem, deliğe girerken biraz zorlanması lazım yani tatlı sıkı girmesi lazım .

Başka bir deyişle kalem deliğe girerken kabuğu soyulması lazım anaç ağacın kambiyumu ile kalemin kambiyumu birbirine değmesi lazım aşının tutması için.

Matkap ile delmiş olduğum erik anacına kiraz kalemini bu şekilde çaktım...

Bu sistemde kalemi bağlamaya falan gerek kalmıyor deliğin çevresine ve kalemin tepe noktasına aşı macunu sürdüm hepsi o kadar.

Aşıyı şubat 19 da yapmışım.

Aynı ağaca hem kiraz hemde kayısı aşıladım, kayısı kalemi mart ayının 27 sinde çiçek açmış.

Bu da bir başka ağaç.

Nisan 15 Aşılar uyanıyor...

Nisan 29 kiraz kalemi yaprak çıkarmış...

Nisan 29 kayısı uyanmaya başlıyor...

Erik anacındaki yani aynı anaçta hem kayısı hemde kiraz aşıları..

Bu şekilde 3 ayrı ağaç aşıladım, bir anaca 3-4 kalem koydum hepside tuttu bende şaşırdım!

Aslında aşının mantığını öğrendikten sonra tutmaması imkansız yüzde yüz tutuyor.

Kambiyumların çakışması, aşı yerinin hava almaması, kalemin doğru yerden alınması ve korunması kurallarına uyulduğunda muhakkak tutuyor.

Bu matkap aşısı bana çok ilginç geldi hem çok kolay en önemliside yaşlı ağaçlara aşının tutması biraz zor oluyor fakat bu sistemde ağacı idam etmeye, yani tepesini vurmaya da gerek olmadığını gördüm önce aşı yapılıp daha sonra aşı tuttuğunda ağacın tepesi kesilebilir şayet tutmazsa anaç ta kaybedilmemiş olur.

İngiliz dilcikli aşı tekniği ile erik anacına aşılanmış kayısı kalemi yaprak çıkarıyor.

İngiliz dilcikli aşı tekniği ile delice anacına aşılanmış kiraz kalemleri, delice ağacı kazık köklüdür kökünün 5-6 metre derine gittiğini söylüyorlar, yeraltı sularının derinde olduğu yerler için çok uygundur sulanmasada yaşamını sürdürüyor ve çok büyük ağaç olur.

Benim bildiğim yaklaşık 100 yaşında deliceye aşılanmış kiraz ağaçları var yöremizde.

Fakat yeraltı kaynak sularının yüksek olduğu yerlerde ömrü çok kısa olur 7-8- senede ölüyor.

Yeraltı kaynak sularının yüksek olduğu yerlerde kirazı, eriğe veya vişneye aşıladığımızda ömrü uzun oluyor.

Kiraz, vişne anacına biraz yüksekten aşılandığında da yarı bodur bir ağaç meydana geliyor ve erken meyveye yatıyor...

Kayısı ve şeftali çöğürünün (kendi çekirdeklerinden çıkmış olan fidanlar) ömrü çok kısa olur, ama bu meyveler erik anacına aşılandığında ömürleri çok uzuyor mesela erik anacına aşılanmış kayısı ağaçlarımız vardı yaklaşık 50 yıl gibi bir ömürleri oldu ne budandı ne ilaç atıldı bir defa olsun bir de bakımı yapılmış olsa idi ne olurdu acaba?

Chip budding (çip badding) aşı tekniği ile erik anacına aşılanmış olan kiraz.

Bu aşı tekniğinde anaçların kalınlığı 1,5-2cm oluyor genelde, tutma oranı da yüzde yüz gibi bir şey.

Bu yıl, bu aşı tekniği ile yaklaşık 200 tane falan aşı yaptım sadece kayısı aşılarında bir kaç tane tutmayan oldu diğerleri hep tuttu.

Bu aşı tekniği çok kolay ve çok hızlı bir şekilde aşılama yapabiliyorsunuz, bir kişi bir günde 500-600 tane bağlamada dahil aşı yapabilir zannediyorum.



Bu da benim gazoz ağacım(!) ağacı terbiye etmek için su şişelerini bağladım, gören bu ne diyor bende gazoz ağacı diyorum.

Bu ağaç 4 yaşında vişneye aşılamıştım, anaç vişne olduğu için ve biraz da yüksekten aşılandığı için fazla büyümedi bodur kalacak gibi.

Komşumda senin hiç kafan çalışmıyor niye gazoz ağacı diyorsun dilek ağacı desene, bir de kumbara koy gör bak ne oluyor diye takılıyor bana.

Kirazlar bayağı belli oluyor.

Gül çelikleri şimdilik iyi gidiyor bakalım kaç tane tutacak?

Pet şişelere ekmiş olduğum domates, patlıcan biber fideleri.

Her yıl fide yetiştirmek için küçük seralar yapıyordum bu yıl aklıma böyle bir şey geldi ve çok ta güzel oldu hiç zahmeti yok, pet şişeler minicik bir sera oldu.



Domates fideleri.

Patlıcan fideleri.


Kesmiş olduğum 5 veya 20lt lik su şişesinin dibini drenaj için 5-6 yerden deliyorum ve içine 6-7 cm yüksekliğinde satın almış olduğum torfu koyuyorum.

Ve üzerine domates tohumlarını aralıklı olarak saçıyorum.

Tohumların üzerini 1cm kalınlığında torf ile örttükten sonra tohumları yerinden oynatmadan sprey ile suluyorum ve kestiğim diğer parçayı şişenin üzerine geçiriyorum, genelde tohumlar filizlenene kadar bir daha sulamaya ihtiyaç duyulmuyor üzeri kapalı olduğu için buharlaşan su tekrar geri dönüyor.

500ml lik su şişesini kesiyorum...

Drenaj için şişenin dibine 2 tane delik deliyorum.

Şişeye torfu koyduktan sonra, orta yerine parmağımla 1cm derinliğinde bir delik açıyorum ve o deliğe bir tane salatalık tohumu koyup tohumun üzerini yine torf ile kapatıyorum ve sulayıp kesmiş olduğum diğer parçayı şişenin üzerine geçiriyorum.

Ekilmiş olan salatalık ve domates tohumları.

Muhteşem abinimin Edirneye geldiğinde getirmiş olduğu kestane kabağı tohumları, üç tane ektim üçüde çıktı.


Bu yukardaki tohumlarıda Mehmet Yüksel kardeşim sağolsun bu kış göndermişti.

Zarfın içinde de bir kaç çeşit mısır tohumu var.

Mehmetin gönderdiği kabak tohumlarından 2 tanesini ektim bir tanesi çıktı.

Benim kendi tohumlarımdan 2 tane ektim hiç çıkmadı.

Kim görmezse kabak tohumlarını yarıştıracaktım hangisi daha büyük olacak diye(!) ama olmadı Muhteşem abim daha maç başlamadan 3-0 öne geçti nasıl iş anlamadım(!)...

Diğer tohumlardan yine ekeceğim ama biraz geç kalacak, ne yapalım bu kış bizde Muhteşem abimin kabağını yeriz.