24 Ağustos 2009 Pazartesi

VARROA MÜCADELESİNDE FORMİK ASİT KULLANIMI

Anti varroa dip tahtası; bir çok avrupa ülkesinde,varroa mücadelesinde kullanılan altı elek teli ile kaplanmış çekmeceli dip tahtası.

Yapımı oldukça basit,lamba açmaya falan gerek yok.

2.5 cm kalınlığındaki tahtalardan kolayca yapılıyor.

Kışın kovan içi nemi önlüyor,yazın da kovanın havalanmasını sağladığı için koloninin oğula gitmesini büyük ölçüde engelliyor.

Ve tabiki varroya karşı kullanılıyor.

Koloni normal çalışırken arının üzerinden düşen varroa bir daha arıya tırmanamıyor.

Yani yılın her günü ilaçsız, doğal olarak varroa mücadelesi yapılmış oluyor.

Bu konuyu ciddi olarak gözden geçirmeliyiz galiba.

Çekmece arka taraftan ayrılıyor.

Önden görünüş; istenirse girişteki parça çıkarılıyor.

Önden görünüş; giriş daraltılmış halde.

Arkadan görünüş.

Alttan görünüş.

Alttan görünüş;çekmece çıkmış hali.

Çekmecenin çalıştığı oluk.

Çekmecenin çalıştığı oluk iki parça tahtadan elde ediliyor.

Yandan görünüş.

Kuluçkalığın altında 6 cm lik bir boşluk oluşuyor.

Dikkatli bakılırsa farklı ölçülerde kesilmiş tahtalardan meydana geldiği anlaşılıyor.

Toplam 11 cm yükseklik oluşturuyor.

Neden formik asit kullanmalıyız?

Formik asit balda ve balmumunda kalıntı yapmıyor.

Varroa organik asitlere direnç gösteremiyor. ( formik ve oksalik asit)

Formik asit kapalı yavru gözlerine de etki ediyor.

Ve çok ucuz, varroa mücadelesinde kullanılan en ucuz madde.

Varroa mücadelesinde kullanılan amitraz içerikli ilaçlar balda ve balmumunda kalıntı yapıyor, yani kansorejen madde.

Bitkisel yağlarıda çok dikkatli kullanmak gerekiyor çünkü yağma tehlikesi var.

Avrupada yıllardır kullanılan formik asidi, doğru formülü vererek kullanmayı biz arıcılara nedense öğretemediler.

Öğreteceklerini de zannetmiyorum.

Formik asit 30 derece sıcaklığın üzerinde kullanılamıyor, şayet asit çabucak buharlaşırsa, koloninin anarıyı kesme ve koloninin kovanı terk etme riski var.

Avrupa genelde bizim kadar sıcak olmadığı için onlarda pek problem teşkil etmiyor.

Okuduğumuz arıcılık kitaplarında %85 lik formik asidi %65 e düşürüp 35-40 ml vermemizi tavsiye ediyorlar.

Asidi bu şekilde verdiğimizde sıcaklığı kontrol edemediğimiz için çok büyük sakıncalar doğuyor.

Asidi her hangi bir maddeye emdirip poşete koyduğumuzda da gerektiği kadar asidin buharlaştığından emin olamıyoruz dolayısı ile büyük ihtimal faydalı olmayabilir.

Geçen yıl bazı arkadaşlarımız formik asidin jel versiyonunu kullandılar.

Hem kendilerini hem de başkalarını yanılttılar.

Hiç kimse de yanlış yapıyorsunuz demedi.

1 şişe ilaç ile 2oo-300 çerçeve ilaçladılar.

Yok böyle bir şey...

Tek katlı, standart ölçülerdeki bir kovandaki çerçeve sayısına bakılmaksızın bir kovanda günlük %85lik-8ml formik asit buharlaştırılmalıdır.( ruşet kovan değil)

Buharlaşan asit miktarı 8ml den az olursa varroa mücadelesi tam olarak yapılmış olmaz.

Birde hesabı bu şekilde yapın bakalım kaç kovan ilaçlanacak.

Oyuna gelmeyelim, akıllı olalım!

Ben formik asidi şu şekilde kullandım;

%85 Formundaki, formik asit, tek katlı standart bir kovanda günlük olarak 8 ml den fazla buharlaşmamalıdır.

Şayet 8 ml den fazla buharlaşırsa 11 ml yi geçerse anaarı kayıbı ve koloninin kovanı terk etme riski vardır.



Ben bu riskleri bertaraf etmek için akşam saatlerine yakın yani ikindiden sonra tek katlı standart bir kovanın çerçeve üstüne koyduğum, 3-4 kat yaptığım kağıt havlunun üzerine %85 lik formik asidi 8 ml olarak verdim.

Kağıt havlu kalın olmalı ki asit arıların üzerine damlamasın.

Akşam saatlerine yakın verdiğim asit, sıcaklık daha fazla yükselmeyeceği için yavaş, yavaş buharlaşacak, buharlaşması 8-10 saati bulacaktır.

Ve yukarıda saydığımız risklerin hiç biri gerçekleşmeyecektir.



Asidi verirken kovan girişinin tamamen açık olduğundan emin olmalıyız.

Ben asit uygulamasını dört defa %85 lik formik asit ile 8 ml olarak yaptım.

Yani toplamda bir koloniye 32 ml asit verdim.

Asidi verirken;

1. Gün sıcaklık 30 derece idi

2. Gün sıcaklık 29 derece idi

3. Gün sıcaklık 27 derece idi

4. Gün sıcaklık 26 derece idi

Asitler ile çalışırken kesinlikle gözlük ve eldiven kullanmalıyız ve yanımızda su bulundurmalıyız.

Enjektör ile kağıt havlunun üzerine, arıların üzerine damlatmadan %85lik formik asidi 8 ml verdim.

5. Gün çekmeceyi kontrol ettim.

Varroa yok denecek kadar az idi.

Dökülen varroalar çok az idi.

10 taneden fazla değil idi.
Bu yaz boyunca arıların üzerinde hiç varroa görmedim, varroa hasarlı arı da görmedim.
Geçen yıl eylül ayında 4 defa, aralık ayında 1 defa amitraz içerikli ilaç ile mücadele yaptım.

Ve asitten sonra anaarı kontrolu yaptım.

Tesadüf anaarıyı yumurtlarken buldum!!
4 gün boyunca yumurtayı kesmemiş ve hiç bir olumsuzluk yok.
Bundan sonra kendi payıma organik asitlere devam diyorum.

Bu yıl baldan sonra teşvik beslemesi yapmaya gerek kalmadı arılığın civarı hep bu yabani hardal ile dolu.
Bal ve polen veriyor.

Erzincan'lı Vecdi abi, sağ olsun bana bir karakovan gönderdi.



Kısmet olursa baharda bir oğul koyarım.
Kendisine çok teşekkür ederim.



14 yorum:

mcsumer dedi ki...

Ali Bey,
Ayrıntılı fotoğraflar ve açıklamalarınız için çok çok teşekkürler.

Elek telinin gözenekleri biraz daha geniş olsa, bu dip tahtası ve çekmecesiyle polen de toplayamaz mıyız?

"Tek katlı, standart ölçülerdeki bir kovandaki çerçeve sayısına bakılmaksızın bir kovanda günlük %85lik-8ml formik asit buharlaştırılmalıdır.( ruşet kovan değil)"
diyorsunuz.
Buradaki canalıcı nokta "çerçeve sayısına bakılmaksızın" ifadesidir ki, bence de doğrudur. Çünkü, arılar yedi-sekiz yada on çerçeveyi kapsasalar da her bir arıyı ve her bir varroayı etkileyen ilaç aynı olacaktır.

Sağlık ve Mutluluklar dilerim.

Mehmet Yüksel dedi ki...

Ali abi ellerine sağlık çok güzel olmuş kovan dip tahtası,arılar sıcakta bunalmazlar ve kışında rutubet olmaz,istediğin zamanda çekmeceyi kapatabilirsin ve musluk
mevsim gereği dar tutulabilir veya tam açılabilir,varroa mücadelesi
bu çeşit dip tahtalarında daha iyi kontrol ediliyor ve anında müdahale edilebiliyor,önümüzdeki yıllarda geleceğin modern kovanları böyle değişecek inşallah.

selamlar saygılar.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Ali abi dip tahtasında parmağınla gösterdiğin yerde 10-15 tane kırıntı var hangisi varoa benmi göremedim:))

mcsumer dedi ki...

Ali Bey, Tekrar Merhaba !

Formik asit doz ayarlamasını, içinde dört-beş çerçevelik arı olan bir kovan için yaparsak
sanırım ilaç miktarını azaltmamız değil, aksine artırmamız gerekecektir; çünkü, formik asit
bu kovanda buharlaştığı zaman daha geniş bir hacme dağılacağından dokuz-on çerçeveli bir kovandaki kadar yoğun olamayacaktır. Yani, on çerçeveli bir kovan için yeterli olan %85'lik, 8ml formik asit, beş- altı çerçevelik kovan için de uygundur.

Benim kafamda hala bir soru var: Acaba genel olarak sanayi için hazırlanmış olan ve laboratuvarlar için hazırlanmış olan formik asitin onda bir fiyatıyla satılan formik asit arıcılık için ne kadar uygundur?
(Yanlış anlaşılmasın; formik asit uygun mudur diye sormuyorum :) .)

Başarılı çalışmalarınızın devamı dileğiyle...

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Ali abi,formik asit uygulamasını her insanın kolaylıkla anlayıp teretdütsüz şekilde uygulayabilir.Burda can alıcı nokta asitlerin kalıntı yapmaması,varroanın asitlere direnç gösterememesidir.Abi taban tahtası çok güzel olmuş,tabanı oluşturan parçaların ölçüsünü yayınlarsan memnun kalırım.Karakovanı gülegüle kullan hayırlı olsun,senin paylaşımların yanında karakovanın sözü olmaz,selam ve saygılarımla.

ALİ TÜRK dedi ki...

Ali abi kovan altına takılan elek teli bir çok varova mücadele de kullanılan ürünlerin kullanılmasınıda sağlar. Esansiyel yağlar başta olomak üzere, kekik, ceviz yapragı ve portakal kabugunu körükte yakıp kovana verin, arıların üzerindeki varovalar hoşlanmadıkları koku nedeniyle arıdan yere iniyor. Koku geçtimi gene arıya binmekte. Benim tanıdığım bazı kişiler var kokuyla varovayı yok ettiklerine inanırlar, arıdan inen varova yok olmuyor bir başkasına koku geçtikten sonra biniyor. Yabancılar bunu önlemek için elek telinin altındaki tavaya yag koymuşlar arıdan inen yagın içini boyluyor ve ölüyor.

Hepimizinde bildiği gibi arıcılığın her dalında ayrı rantlar var. Bu ranttan çıkar sağlayanlarda çıkarlarının devamı açısından bence asitleri ikici plana atıyorlar. Formik asit kullanmak için basit kaplara ihtiyaç var hiç kimse üretmiyor, yurt dışından temin etseniz bir tanesi 6 avro. Oksalik aside bir çok kişi karşı çıkıyor efendim mermercilikte kullanılan madde nasıl arılara kullanılır diye. Laksit asid var arıların yavrularınada zarar vermiyor sanırım dogru dürüst kullanma tarifini bilmiyoruz. Bu işlere karşı çıkanların bazısı çıkar davasından bazısıda kuru inattan kaynaklanıyor.Hiç araştırma yapmadan oturdugu yerden sadece olmaz demekle olmadı zaten.
Ali abi bak sen ilk paylaşımlarını yaptıgında taktir edenler şimdi yok olmaya başladı, yada değişik isimlerle hala sorular sorup ortalıgı bulandırmak istiyorlar.

Sonuç bölümüne gelecek olursak; Herkes yaptıklarından hesaba çekilecektir. Yapılması gerekenleri, yapmayanlarda hesap verecektir.
Çalışmalarında başarılarıyın devamını dilerim.

mcsumer dedi ki...

Ali Bey, Baki Selamlarımı Sunarım.

Ben sizden bir şeyler öğrenmeye devam ediyorum.
Bari o böceği hatırlamanıza yardımcı olayım. Yakı Böceği (Meloe variegatus) olmasın o?
Bildiğim kadarıyla, bir ara Orta Karadeniz iç kısımlarında görülmüştü.
Tüm varroa ilaçlarına karşı dayanıksız olduğu için arıcıları rahatsız edecek kadar yaygınlaşamamıştı.
Fakat bu parazit (daha doğrusu parazitin larvaları), görenlerin anlatımları ve sonraki
araştırmalarıma göre, sizin elek telinden geçip daha aşağı düşmeyecek kadar uzun bir şey.

Şimdi ben bu böceğe de kafayı takarım. Yakı Böceği değilse nedir?
Arı Biti değildir. Henüz Türkçe isim konmamış iki parazit daha varmış: Millitiphis alvearius
ve enaz varroa kadar tehlikeli olan Tropilaelaps clareae.

Kimliğim hakkında yanılgıya yol açtığım için kusura bakmasınlar. Fakat, sorular hep olacaktır;
hem aynı sorular, hem de yeni sorular. Herkes herşeyi hem aynı anda hem de aynı şekilde
anlayıp aynı şekilde yorumlayamaz ki!
Topluma balın kristallendiği gerçeğini bile anlatamamışken...
(Bu konu da benim Formik Asitim. Elimi de yakıyor, dilimi de, sinir sistemimi de.)
Lütfen, ben de dahil, elimizden geldiğince önyargılardan uzak kalalım.

Size ve Tüm Arıcılara Sağlık ve Mutluluklar Dilerim.
Gerisi "hikaye"...

Mahmut Cahit SÜMER, kısaca Cahit, daha da kısaca mcsumer / Amasya

murat dönmez dedi ki...

hacam elinize aklınıza sağlık çok güzel olmuş bende yapmayı planlıyorum, (4aylık arıcıyım)
1. Dip tahtasıyla kovanı sabitlemek için birleşme yerlerine tahta vb çakmak gerekiyor mu?
2.benim arıların olduğu yerde karıncalar var karıncalar kovana daha mı rahat girerler acaba özellikle zayıf kovanlarda ? Selamlar

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Murat bey,dip tahtası ile kovanı sabitlemek gerekmez (gezgin arıcılık yapılmadığı sürece)

Karıncalar hepimizin baş belası,önlem alınmadığı sürece en ufak bir çatlaktan bile giriyorlar.

ADEM AKILLI dedi ki...

Ali Bey açıklamalarınızdan istifade ediyorum Teşekkürler

İRFAN CEYHAN dedi ki...

COK HARİKA KULLANIŞLI VE PRATIK

se feliz dedi ki...

ALİ BEY İYİ GÜNLER
ACABA TEL ALTLIĞIN ÖLÇÜLERİNİ
YAZARMISINIZ

ALİ ŞEKERLİ dedi ki...

Sayın se feliz, ölçüler burada mevcut...

Mustafa Turgut dedi ki...

Sayın Ali Abicim, Daha yeni bu işe gönül vermiş bir kardeşiniz olarak, Sizin gibi sanal almdeki tüm arı dostlarından yeterince istifade etmeye çalışıyoruz. Eksik olmayın. Bilgi ve beceride paylaşımlarınızın devamını bekliyoruz. Sağlıcakla kalın Allaha emanet olmanız dileklerimle...