16 Ekim 2010 Cumartesi

Yazdan kalanlar...



Yeni arılığım.

Eski arılığım evime 15 mt kadar uzaklıkta idi uzun yıllar burada arıcılık yaptım.
Çevrem evler ile sarılı idi,evlerin ortasında 600 metrekare bir boşluk vardı ve ben bu boşlukta 1990 yılında 1 koloni ile başladığım arıcılık macerama 2010 yılına kadar devam ettim.

Komşularımın hiç birinden de hiç şikayet duymadım,arılarım kimseye zarar vermedi.
Belki de arılar tarafından muhakkak sokulan olmuştur fakat bana hissettirmediler.
Bence, arıcının komşuları ile ilişkisi iyi olmalıdır herkes ile iyi geçinmelidir.

Şu an arığın çok yakınına ev yapıldı,ve bana hali ilede yol göründü!
Kimseye zarar vermeden tası tarağı toplamak düştü :-)
Geçtiğimiz kıştan beri aradığım yeri bu yaz yani haziran ayında buldum ve 10 koloniyi,birkaç çiftleştirme kutusunu birkaç tanede yeni yapmış olduğum bölmeleri yeni yere getirdim.
Bu yeri bana tavsiye eden arkadaşın,buradan 4 arısı çalındı o da buradan arılarını taşımıştı,o gitti ben geldim inşallah aynı şey benim başıma da gelmez.
Bu taraflarda hırsızlık aldı başını gidiyor,ne hikmetse bir tane bile hırsız yakalanmadı!



Yeni yerim çok büyük en az 300 arı rahatlıkla koyulabilir.

Bu fotoğrafları hasattan sonra çekmiştim...


Anaarı çiftleştirme kutuları.
Kutuları karıncalardan kurtarmak için bu şekilde kazıkların üzerine monte edip kazığa da yanmış motor yağı sürdüm,kutuları karınca istilasından kurtarmak için bence en etkili yöntem bu,daha önce kutuların etrafına veya kazıkların dibine kireç,talk pudrası ve çeşitli ilaçlar kullanmama rağmen başarılı olamamıştım yanık yağ hariç hepsinin üzerinden geçti karıncalar.

Bu kutuları 3 cm kalınlığında sert strafordan katlanır çerçeve olarak yapmıştım,kutuların altı tamami ile tel olduğu için bu kutularda arı terki hiç olmadı ve çok kullanışlı.

Yukardaki 5 çerçevelik ruşeti de 2 cm lik sert strafordan yaptım, mayıta, haziranda gelişmiş kolonilerden aldığım kapalı yavrulu 1 adet çerçeve arısı ile birlikte 1 çerçeve de ballı polenli yine arısı ile 1 çerçevenin de sadece arısını bu kutulara koydum ve çıkmak üzere olan bir adet meme verdim şu an 5 çerçeve oldular inşallah kışı rahat çıkarlar...
Arı çoğaltmak için büyük kovana ihtiyaç yok bence bu kutuyu yapmak çok basit ve çok ucuz!
Havalandırması yeterli ise de arı bu kutuları kesinlikle kemirmiyor.

Yukarıda görülen kutu da piyasada satılan bir anarı çiftleştirme kutusu,bu kutulardan elimde bir kaç tane var fakat bu kutularda , sıcaklarda terkler oluyor havalandırma hiç yok,10 mm çapında bir giriş deliği var havalandırma sadece oradan oluyor, ne kadar olacaksa yani hiç olmuyor bu kutuları bir daha kullanmayı da düşünmüyorum...

Arılık seçerken dikkat edilecek bazı noktalar var;kuzey tarafı kapalı olursa çok iyi olur kuzeyden gelen soğuk rüzgarı fırtınayı almaz doğu tarafı açık olmalı ki sabah güneşini alsın,arı güneşin doğması ile birlikte işe başlasın güney tarafıda açık olursa tadından yenmez :-)
Yeni yerimde bu özellikler mevcut ve tabiki en önemli detaylardan biri de su olması , arılığa su taşımak büyük eziyet oluyor ve ayrıca yol da çok önemli arılığa muhakkak araç girmeli araç giremiyorsa arıyı taşırken veya sağımda büyük problem oluyor.
Arılığın ön kısmı yani güney tarafı bu yıl , bu görünen bölgede ayçiçeği yoktu inşallah önümüzdeki yıl ayçiçeği ekilir.
Ufukta görülen ağaçlıklar Yunanistan'a ait yürüyerek 10 dk falan çeker herhalde...


Bu ağaç ta arılığın arkasında üzerinde çok ahlat vardı bir tane tattım hoşuma gitmedi meyvası döküldü gitti heba oldu, bizim meyve düşmanı gelmedi gelse idi muhakkak turşu falan kurardı :-)
Günahını almayayım arkadaşımın, dün akşam kargo geldi ve büyük bir paket ; Allah,Allah dedim bu da nedir acaba kargo parası bile ödenmiş...

Paketin üzerine baktım gebzeden geliyor "sevgili dostumdan" hakkını yememek lazım kargo için çok güzel paket hazırlıyor, paket fizana da gitse kesinlikle bir şey olmaz :-)



Paketi açtım taaaaaaa uzaklardan Erzincan dolaylarından tulum peyniri ve fasülye ve İstanbul dolaylarından da plastik çerçeve yan kulağı, dostluk böyle bir şey olsa gerek, hatırlanmak çok güzel bir şey sağ olun var olun gönderenlerden ve dağıtım işini üstlenen arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Şu 3-4 yıl zarfında sanal alemde (aslında hiç de sanal değil) çok kıymetli dostlar edindim hepiniz sağolun var olun...
Gözlerim yaşardı daha fazla yazamayacağım, "peynirin" tadına bakmaya gidiyorum...

29 Ağustos 2010 Pazar

Buhar ile çerçevelerdeki balmumunu eritme işlemi

Selam Değerli Dostlarım !...

Ramazan , bu yıl hepimizin bildiği üzere çok sıcak bir zamana denk geldi , fazla kıpırdanmaya gelmiyor , daha çok gölgede halledilecek hafif işleri yapmaya çalışıyoruz , yada en azından ben öyleyim . :)

Gündüzleri gölge çevirirken aklıma geldi ; madem yatıyoruz bari yattığımız yerden bi şeyler yapalım günü boş geçirmeyelim ...

Derken çerçevelerdeki kararmış mumları eritmek geldi aklıma ; iyi hoş ta bu sıcakta ateş yakıp üzerine koyacağımız su dolu kabın içinde mumları eritmek bu sıcakta da çekilmezki !

Acaba ne yapmalı ? Fazla yorulmadan ve ateşin karşısında oturmadan bu işi nasıl kıvırabilirim ?

Sevgili kardeşim Mehmet Yüksel elektrikli küçük bir buhar jenaratörü ile bu işi küçük çapta , fazla yorulmadan5-10 çerçeveyi eriterek yapıyordu , bende ise eritilecek 150 ye yakın çerçeve vardı böyle bir alet ile eritmeye kalksam 1 haftada işim bitmezdi ...

Bu konuda ne yapabilirim diye düşünürken aklıma ; yıllar önce kullanıpta belki bir gün bir işe yarayabilir düşüncesi ile atmaya kıyamayıp ta bir kenara koymuş olduğum banyo termosifonu geldi ...

Birden bir şimşek çaktı , termosifonu buhar kazanına çevirebilirdim!

Bu konuda yeterli bilgiye sahiptim , ne de olsa 30 yıla yakın bir deneyimim vardı.

Ve bir kaç rötuş ile bu düşüncemi gerçekleştirdim , ortaya mükemmel bir ekipman çıktı.

Yapımı hem çok basit , hem çok ucuz , hemde çok verimli .

Bu yöntemle 1 hafta sürecek işi 1 günde halledebiliyorsunuz ...

Aşağıda açıklamaya çalışacağım.

Bakalım beğenecekmisiniz?


Sistem iki parçadan oluşuyor ; buhar üreteci ve bir varil ...



Termosifondan üretmiş olduğum buhar üreteci .


Katı yakıtlı banyo termosifonlarının üzerinde 3 adet giriş ve çıkış deliği bulunur Bir tanesi soğuk su girişi , bir tanesi sıcak su çıkışı , bir tanesi de emniyet ventili içindir .

Ben soğuk su girişini körleyip , diğer iki deliği buhar çıkışı ve kazan içinde buhardan dolayı herhangi bir sıkışma olursa basıncı görmek için manometre yerine daha küçük ölçekli olduğu için hidrometre , yani kalorifer kazanlarını üzerinde bulunan suyun yüksekliğni gösteren aleti taktım.

Aslında atmosfere açık olan kazanlarda (burada da olduğu gibi) sıkışma olmaz bu kazanda da buhar çıkışının önünde valf yok ve kesinlikle koyulmamalıdır bu konu çok önemlidir...

Ateş ve su ile kesinlikle şaka olmaz bu konuda çok dikkatli olunmalıdır basınç konusunda şöyle bir örnek verebilirim ; 1 cm karelik 10 metre uzunluğunda bir boru düşünün bu boruyu yukarıya doğru diktiğimizi farzedelim ve borunun içini su dolduralım .

Bu durumda borunun alt ucundaki basınç yani 1 cm karelik bir alandaki basınç 1 kg dır , aynı borunun bastığı tabanı genişletirsek mesela 10 cm 10 cm yaparsak 10*10= 100 cm kare yapar 1cm kareye 1 kg basınç olduğuna göre 100 cm karelik bir alanda da 100 kg lık bir basınç olur.

İş makinelerinin yani hidrolik ile çalışan aletlerinin çalışma prensibi buna dayanır yani çok az bir kuvvet harcayarak çok daha fazla güç elde ediyorsunuz.

Buhar gücü de aynısıdır yani buhar çıkış deliğinin önüne kesinlikle valf takılmamalıdır şayet takılırsa alet bomba olabilir ve hiç de şakaya gelir bir yanı yoktur bu konuda özellikle dikkat edilmesi gerekir !...

Acaba konun vehametini anlatabildim mi ?



Aşağıda görülen su seviye göstergesidir , kazanın içinde ne kadar su oduğunu görmeye ve su eksildiğinde belli bir yere kadar su doldurmaya yarar.

Kazanın 4 te üçünü su doldurup 4 te birini de buhar için bırakmak yeterli oluyor.

Resimde de görüldüğü üzere kazana altlı üstlü 2 adet 1/2" manşon kaynatıp manşonlara da 1/2" kuyruklu dirsek taktım dirseklerin ucunada bir ucu dişli hortum bağlamak için sarı parçalar vardır onlardan takıp şeffaf hortumuda kelepçe ile bu parçalara sabitledim , buradaki su fazla ısınmadığı için plastik hortumda ısıdan dolayı erime falan olmaz.

Kazanın altındaki kömür yaktığım soba ve fan (hava üfleyici)


Kazandan çıkan buhar , hortum vasıtası ile varile gidiyor...


Kazanın üzerindeki basıncı gösteren hidrometre ama buhar çıkışının önünde vana olmadığı için kazanda buhar sıkışma ihmali yok hali ile de hidrometre çalışmıyor...

Buhar çıkışı ; buhar çıkışı 3/4" manşona hortum bağlamak için üretilmiş olan bir ucu dişli sarı parça takılıp üzerinede çamaşır makinalarında kullanılan plastikten üretilmiş olan atık su borusunu kelepçesiz olarak geçirdim , özellikle kelepçe takmadım ki her hangi bir sıkışma olursa hortum yeriden çıksın kazandan buhar tahliye olsun...

Kazanın en altında bulunan , kazana su doldurmak için veya suyu boşaltmak için takılmış olan 1/2" vana ve hortum...

Soba ve fan.

Varile , buhar girişi için takılmış olan 3/4" bir ucu dişli hortum takmak için üretilmiş sarı parça...

Sarı parçanın üzerine kelepçesiz olarak takılmış olan plastik hortum...

Buharın varilin içine gireceği delik..

Yine varilin altına eriyen mumun çıkması için takılmış olan 1" sarı parça..


İç işleri bakanının beğenmediği elektrik süpürgesinden söktüğüm tozu emen aspiratör , burada ters çalıştırdığım için fan vazifesi görüyor.

Akla , fan takılmazsa olurmu sorusu gelebilir evet fan takılmazsa da olabilir fakat kömürün tutuşup alevli yanması geç olur ama fan olursa kömürü çok çabuk ve hızlı olarak yakar , kazan buhar vermeye başladığında fan kapatılabilir doğal yanma ile çıkan buhar yeterli olabiliyor...


Varil resimde görüldüğü gibi kapaklı ve kapağı kelepçe ile sıkıştırılan bir varil olması lazım ki yukardan buhar kaçırmasın...

Varilin içine mumu eritilmek için koyulmuş olan çerçeveler.

Mumu erimiş çerçeveler...


Mumu erimiş çerçeve , benim kullanmış olduğum varil 200 lt lik bir varil , varilin içi 35 adet çerçeve alıyor ve mumun erimesi yani işlem 45 dk sürüyor yani ben 45 dk. bekliyorum belkide daha önce bitiyor.

Yalnız şunu belirtmek istiyorum Buhar kazanından gelen buhar çok fazla oluyor benim hesabıma göre en az 200 lt lik varillerden , fanı kullanarak ateşi hızlandırıp , 3 tanesini aynı anda kullanabiliriz yani aynı anda 100 çerçevenin mumunu eritebiliriz ki bu bana göre çok büyük bir iş yani 45 dk da 100 çerçeve , bir günde ne kadar iş yapılır hesaplamak lazım.

Bence 30 -40 arısı olana kesinlikle lazım olan bir alet diye düşünüyorum .

Siz ne dersiniz doğru mu düşünüyorum acaba?

Erimiş balmumu , mum çok temiz çıkıyor...

Çerçevedeki erimiş olan mum.


Sobanın altında körün yanması için ızgara var burada küllerden görünmüyor.

Kullanıma hazır mumlar...




6 Nisan 2010 Salı

Göle maya çalmak...


Ticari kaygı bu olsa gerek!


Blog'unu severek ve beğenerek izlediğim Selahattin abi invert şurubunun bir tür enzim ile yapımını anlatmış,iyi de yapmış...

Enzimin markasını da büyük puntolar ile yazmış,yani "reklam" olduğu çok açık,tabiki reklam yapıp yapmaması aslında beni hiç ilgilendirmez kendi bileceği bir şey!

Beni ilgilendiren konu;bir ürünün reklamı yapılırken niye bir başkasının yapmış olduğu çalışmaya çamur atılıyor,şayet "çamur atılmazsa reklamın tutmayacağından mı endişe ediliyor"?

"Bailey gibi bir bilim adamının tarif etmiş olduğu asit ile invert yöntemini de küçümsemesinin nedenini anlamış değilim." ticari kaygı bu olsa gerek!...

Aslında abimizin yapmış olduğu, enzim ile invert yöntemi de yanlış,ama yanlış yaptığının farkında bile değil belli ki enzimi,yeni bir buluş olarak piyasaya sürenler onu da kandırmışlar...

Bu teklif aylar önce bana da geldi fakat ben kabul etmedim,teklifin başkalarına da gittiğine eminim.

Kabul etmememin sebebini şöyle açıklayabilirim; bahsi geçen enzimin etkili maddesi "Pchelit" tir, yani piyasada bulunan bir maddedir reklamı yapılan ürün pchelit tir. (adının değişik olması sizi yanıltmasın,ürünün adının değiştirilmesi tamamen ticaridir ve türkçede," arı enzimi"anlamına gelmektedir.)

Pchelit (Enzimatik maya ajanı Pchelit) bir tür mayadan elde edilmektedir ve invert şurup elde edilmesinde mükemmel sonuçlar vermektedir...

...Peki bu mükemmel sonucu nasıl verecek? tabiki işlemi doğru yaparsak verecek!!!

İşlem nasıl yapılacak dersek; pchelit ile invert üretimini 2 yıl önce yazmıştım,aşağıda tarifi verilen şekilde yapılmazsa işlem yanlış olur.

Bu tarif bir arıcılık enstitüsü tarafından verilmiştir.

MAYA İLE İNVERT ŞEKER ŞURUBU ÜRETİMİ (PCHELİT)

İnvert şeker şurubu, 6 g Pchelit mayası eklenmiş 15 litre suda 15 kg şeker çözerek üretildi. Çözelti iyice karıştırıldı ve "48 saat boyunca 25-30 santigratta muhafaza edildi, ardından bir hafta içerisinde arı kolonilerine beslendi".

Yani abimizin yapmış olduğu işlem tamamiyle yanlıştır,çünkü çözeltinin "48 saat boyunca 25-30 derecede tutulması gerekir" çözeltinin sıcaklığı 25-30 dereceden aşağı düştüğünde şeker parçalanmaz ve yapılan işlemin yararından çok zararı olur.

Ve en önemlisi yukarıda dediği gibi "1 hafta içinde kullanılması lazımdır".

Öyle aylarca stokta bulundurulacak bir ürün değildir, sonbaharda yapılıpta 6 ay bozulmadı demesini de kesinlikle samimi bulmuyorum...

Bu sistemde invert şurup yapmak için arıcının elinde çözeltiyi istenilen ısıda tutması için özel tanklar gereklidir,yani elektrikli ve termostatlı tanklar gereklidir ve bu tanklar belli bir maliyet gerektirmektedir.

Bu işlem öyle, "göle maya çalar" gibi olmaz!

Ticari kaygı var dedim ya bunları açıklasalar ürünü kime satacaklar,arıcı kazan yaptıracak,maya alacak invert yapacak...

Bu abimiz bir zamanlar Konya şekerin çıkarmış olduğu invert şurup taraftarı idi hatırlarsanız,invert evde olmaz çünkü hijyen çok önemli diyordu(!) hangi dağda kurt öldü de şimdi evde invert yapmaya çalışıyor acaba merak ettim!

Bir başka ağır abimizde buyurmuşlar, invert ekşimez aylarca bozulmaz diye bir bilgi internette yaygınlaşıyormuş,yani bozulurmuş.

Bozulmamasının sebebi şurubun kaynatılması imiş yani şurup kaynatılınca bozulmazmış(!)

Bu lafa kargalar bile güler...

Evde yapılan baklava veya tatlı şurupları kaynatılıyor,kaynatıldığı halde üzerinden 1 hafta geçince niye şekerlenip ekşiyor o zaman? ama şurubun içine bir kaç damla limon sıkarsan niye kristalleşme olmuyor da daha fazla dayanıyor hiç düşündün mü? demek ki kaynatma ile alakası yokmuş,balı kaynatıyormusunda ekşimiyor düşündün mü hiç?

İşte insan Bailey için,şöyle dedi böyle dedi diye tutarsızca bahsedip te doğruları işittiğinde aklı başına gelmez,her fırsatta çamur atmaya kalkar.

Bu abimiz Bailey'in bir kitabını sipariş vermişti "çoooook" önemli bilgiler aktaracaktı, herhalde üzerinden 1 yıl falan geçti, hala tık yok herhalde Bailey onun dediklerini dememiş olsa gerek "yalan söyleyeni radar çarpsın" diyerek noktayı koyuyorum.







15 Şubat 2010 Pazartesi

KÜÇÜCÜK BİR BÖCEĞİN BAŞLATTIĞI DOSTLUK

Selam Arkadaşlar!

Yaklaşık üç yıl önce başlayan sanal arıcılık maceramızda, sadece bloglarda ve msn de iletişim kurduğumuz arıcı dostlarımız ile , cumartesi günü yüz yüze görüşme ve tanışma fırsatımız oldu.

Farklı zamanlarda ve farklı mekanlarda başlayan arıcılık merakı , çıkar amacı güdülmeyen , çok samimi dostlukların kurulmasına vesile oluyor.

Sevgili dostum Ali Türk , zannedersem perşembe günü idi, beni aradı ve ziyarete geleceklerini haber verdi , bu haber , beni ne kadar mutlu etti tahmin edemezssiniz !

Ve heyacanla beklediğimiz cumartesi günü geldi !

Öğlen az geçmişti ki...

...Telefon çaldı !

Telofonda , Ali Türk , soruyor ;

- Abi , otogara yakınmısın?

- ......

- Hayırdır Ali niye sordun? 10 km falan var...

- .....

- Abi , kötü bir haber aldık , Muhteşem abinin " kayınçosu vefat etmiş " Muhteşem abi , acilen geri dönmek zorunda , otogara yakın isen , Muhteşem abi , gelsin görüşelim diyecekti ama uzakmış , Muhteşem abi otobüs ile geri dönüyor !

Telefonu Muhteşem abi alıyor ve aramızda şu kısa görüşme geçiyor ;

- Ali abi , ben , geri dönmek zorundayım , görüşemedik kusura bakma ...

- Abi ne kusuru? başın sağolsun inşallah başka bir zaman ...

Ah be Muhteşem abi , adın gibi muhteşemsin...

Cenazen var , geri dönmek zorundasın , karşındakine hala özür beyan edip" Kusura bakma " diyebiliyorsun...

Başın sağolsun Muhteşem abi , Merhuma Cenabı Allahtan gani , gani rahmet dilerim , mekanı Cennet olsun , Allah geride kalanlara sabırlar ihsan eylesin !



Ve nihayet...

Hoş geldiniz , hoş geldiniz , safalar getirdiniz !



Ne işiniz var kış kıyamet günü yaban ellerde , her tarafı su basmış , kalacaksınız buralarda...



Sohbet , yolun ortasında başladı !



Misafirlerimiz namazlarını eda edememişler hep birlikte mahallemizin camisine gittik.



Daha sonra arılığa geldik , ön plandaki kır saçlı , Sadri Demircioğlu abimiz ekibe istanbuldan katılmış , yeni tanıştık arka plandaki kardeşimiz de Lüleburbazdan Bülent Kınalı.


Ayak üstü sohbet de bayağı tatlı oluyor...



Arı açmadan olmaz değilmi ? arıcıyız ya (!)

Bu kovanın dip tahtası "anti varroa" dediğimiz tahtadan , örtü bezi yerine de naylon ve strafor kullanıldı aslında tüm kovanlarımın üzerinde naylon ve strafor var , arı şu an salkımda, salkım bozulduğunda 10 çerçeveyi dolduracak gibi yani şu an olumsuz bir durum yok.


Acaba neler paylaşıyorlar?


Klasik bir hatıra fotoğrafı...

Soldan sağa ; Saim , Zafer , AliOsman , Durmuş (mahallemizden) Said bey , Ersin (kardeşim) Hacı Hüseyin abi (mahallemizden) Bülent , Etem (şerbettar köyünden) Ali (ben) Asım , Ali , Şükrü (mahallemizden)


Bu hayvancağızı da kim bu hale koydu ise , benim arılığa sığınmış (!)



Arılık dönüşü.


Koca Mimar Sinan'a çırak olacaklarmış (!)

Bilmem ki , kabul edermi...


Arka planda Selimiye camii (keşke bunların yanında durmasaymışım en cüce ben kalmışım be)


İkindi namazını da bu vesile ile Selimiye camiinde eda etmek nasip oldu , camiiden çıkarken.


Dostların canı "Edirne ciğeri" çekmiş , ama ciğerin pişmesini beklemek bayağı zor galiba ?


Bizimki hala beklemede :)


Bekleyen derviş muradına ermiş !

Çifter , çifter götürüyor be ! (nasılsa kendi parası ile yiyor , istersen dükkanda ciğer bırakma :) )


Yemek faslından sonra tekrar geriye döndük .


Bizim engelli arıcı Hasan da geldi Bülent ile muhabbeti koyulaştırdılar...


Yürrü be koca " üc bej " kim tutar seni .


Üc bejler bir arada :)


Veda zamanı geldi çattı...

Ne çabuk da geçti zaman , güle güle gidin dostlar , yolunuz açık olsun sağolun var olun.

Bir daha hangi şartlarda nerelerde karşılaşırız kimse bilemez.

Hani bir laf vardır " kısmet olmadı mı sopa bile yenmez " derler bizim buralarda , evet kısmet olmadı , Muhteşem abi ile görüşemedik , gönüller bir olsun ne denir ki ?

İnşallah başka bir zaman , katılmayı isteyip te katılamayan dostlar ile yakın zamanda bir birlikteliğimiz daha olur...